Hoca Ahmed Yesevi ve Sosyal Bütünleşme

Prof. Dr. Hüsnü Ezber BODUR
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ç.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı

Toplumu meydana getiren temel sektörlerden bir tanesi sosyal sistemdir. Birbirinden bağımsız düşünülemeyen bu alt sistemlerden sosyal sektörün iyi işlememesi durumunda toplumun ayakta kalabilmesi pek mümkün değildir. Toplumun bütünleşmesini sağlayan bir takım değer ve normlardan meydana gelen sosyal sistemi besleyen, dolayısıyla toplumu kuşatan referans çerçevesi de manevi değerlerdir. Türk toplumunu tarihin her döneminde dipdiri tutan ve toplumun çözülmesine neden olabilecek anomik oluşumlara meydan vermeyen bu temellerden birini de Divan-ı Hikmet teşkil eder.

Tanrının Uçmağı'nda Yesevi Dervişleri

Dr. Hayati Bice

Yesevi’nin “Tengri”si başlıklı bir önceki yazım, alışıldık şablonları zorladığı için değişik yankıları oldu. Yesevi’nin Türkçe kelimelerle kurduğu manevi evrenin önemli direklerinden “uçmak” kelimesi ve Yesevi Hikmetleri’nde kullanımı (1) ile konuya devam etmek istiyorum. Bu notların internette de olsa gelecek nesillere intikali ile tarihi bir görevi yerine getirmekte olduğumuza inanıyorum.
Uçmak kelimesi bugünkü Türkiye’de gündelik dilimizde Tanrı kelimesi kadar kullanılmamakla beraber literatüre girmiş olan ve Divan-ı Hikmet’teki bir çok şiirde de yer verilmiş güzel bir kelimedir. Ruhu kuşa benzeten Türk tasavvuf geleneğinin Cennet anlamında kullandığı kelimeyi “Uçmak” olarak seslendirmesi de bence etimolojik açıdan anlamlıdır.

Yedi Tamu

 “Yedi Tamu”dan Irak Olalım!...
Dr. Hayati Bice

Tamu kapugın açar tabar (Tamu kapısını açan maldır) Dîvân ü Lûgât-it Türk

Ahmed Yesevi’nin “Divan-ı Hikmet”inde Tengri ve Uçmak terimlerinin kullanımıyla ilgili önceki yazılarımı Yesevi’nin “Cehennem” anlamında kullandığı “Tamu” kelimesine ilişkin inceleme ile noktalamak istiyorum.

Yesevinin Tengrisi

Hayati BİCE
RTÜK,Uzman Dr., Araştırmacı-Yazar.

Yakın devir Türk düşünce hayatındaki tartışmalardan birisi de “Tanrı” kelimesinin Allah anlamında kullanılıp kullanılamayacağı etrafında cereyan etmiştir. Daha çok Türk milliyetçiliği ile siyasi olarak ayrışan ve -arka planına bakıldığında etnik bir karın ağrısının arkasına sığındığı- İslami söylemlerin popüler hale getirdiği bu tartışma bazen kırıcı ve yıkıcı boyutlara taşınmıştır. Öyle ki “Tanrı” lafzını şu veya bu şekilde konuşurken-yazarken kullananların İslam dininden çıkıp çıkmadıkları dahi söz konusu edilmiştir.

Tasavvuf ve Tarikatlar

Dr. Selçuk ERAYDIN
M.Ü. İlahiyat Fakültesi İstanbul / 1994 / 518 shf.

TASAVVUF
İnsanın lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilip “hal”en yaşaması olarak tarif edilmektedir. Bir düşünceyi, bir fikri çeşitli meslekleri kendi haline terk etmek gelişmesini engeller. Spor, bütün bedeni hareket ettirdiği gibi onu canlı bırakır, gelişmesini sağlar. Fikirler de hal olarak yaşanırsa gelişir ve kalıcılık sağlar.
Tasavvuf, her felsefi düşüncenin ideale yöneliş esasını teşkil eder.

Kırgızistan’da Bilinmeyen Yesevi İzbasarları : "Laçiler"

Ali YAMAN [1]
Yard. Doç. Dr. , Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi Öğretim Üyesi

Bu yazıda, Kırgızistan’daki Laçilerle ilgili bilgi verilerek bunların Yesevi Tarikatı (Yolu)’yla olan benzerlikleri ve kendine has özellikleri ele alınmaktadır.

Ahmed Yesevi ve Yesevilik

Çev. Prof. Dr. Mürsel ÖZTÜRK

Kuruluşundan günümüze kadar Orta Asya’da çok geniş bir bölgeyi etkisi altına alan ve varlığını Anadolu’da da devam ettiren Yesevî tarikatının kurucusu Hoca Ahmed Yesevî’dir [1].